|
ŞİRKET TARİHÇESİ
Çakıroğlu Grup’un temelleri, kurucumuz merhum Şevket Çakıroğlu tarafından 1969 yılında Karabük`te “Çakıroğlu Demir Ticaret ve Nakliye Kolektif Şirketi” ünvanıyla atılmıştır. Bir müddet aile şirketi olarak eden kurum ilk ortaklığını 1979 yılında, merkezi Adana’da olan “Çukurova Çelik Sanayi Haddecilik Limited Şirketi” ile gerçekleştirmiştir. 1985 yılına kadar devam eden ortaklık, ağır sanayi yönünden son derece önemli projelere imza atmıştır.
1992 yılında demir sektöründe gerek yurtiçi, gerekse yurtdışı taleplerine cevap verebilmek için “Çakıroğlu İthalat İhracat Metal Sanayi ve Anonim Şirketi”ni kurarak, depolamadan dağıtıma, satıştan ihracata uzanan ürün yelpazesiyle hedeflerini büyüterek bugünlere kadar gelmiştir. Sektördeki gelişmeleri büyük ölçekte takip etmekteki kararlılığıyla 2006 yılında kurulan “Çakıroğlu Demir Çelik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi” ile hazır demir konusunda da yeni bir hamle yapan grup, Türkiye’nin demir-çelik sektöründe sayılı üretim tesislerinden birini kurmuş ve halen yeni yatırımlarla geliştirmektedir.
1985 yılında “Çakıroğlu İnşaat Malzemeleri Ticaret Sanayi Anonim Şirketi” ile inşaat faaliyetlerine başlayan grup, aynı yıllarda kurulan “Çakıroğlu Yapı Anonim Şirketi” bünyesinde gerçekleştirdiği altyapı ve bina inşaatları ile müteahhitlik deneyimlerini perçinlemiştir. Bu çalışmalardan bazıları;
- Beşiktaş Fulya Rezidans inşaatları
- Sulama ve baraj müteahhitlik hizmetleri,
- Gebze sanayi sitesi inşaatları
- Deprem bölgeleri altyapı hizmetleri,
- Çorlu ve İstanbul Pendik’de konut inşaatları ve halen devam etmekte olan;
- Neo Pendik Alışveriş Merkezi inşaatlarıyla Çakıroğlu Yapı A.Ş. sektörde inşaat ve gayrimenkul sahalarında uzman kuruluş olarak faaliyetlerine devam etmektedir.
Grup, sanayi alanında, 1997 yılında kurulan ve 2006 yılına kadar devam eden “Eibel&Çakıroğlu Pencere ve Kapı Sistemleri Sanayi Ticaret Anonim Şirketi” yabancı ortaklığıyla o yıllarda ülkemizde daha yeni kullanılmakta olan PVC Pencere sektörünün Avrupa Standartlarında tüketiciye sunulmasında öncü olmuştur. Çakıroğlu Grup, tüm şirketlerini Orhanlı Köyü’nde kurduğu 25.000m2 arazi üzerindeki fabrikası ve tesislerinde toplamış, 250 civarındaki çalışanıyla Türk ekonomisine katkıda bulunmaya devam etmektedir.
ŞİRKET FELSEFESİ
Günlük hayatın içinde hemen herkesin ve her kurumun adı konmasa da bir hedefi, bakış biçimi, dünyayı kavrayış ve yorumlama modelinin var olduğu malumdur. Bu bakış biçimi, algılama ve yorumlama modeli kişiden kişiye, kurumdan kuruma hatta ülkeden ülkeye değişir. Örneğin, bir kişi veya bir kurum yaşanılan hayatı, verileri, verilecek olan çabayı salt zenginlik ve güç olarak algılayabilir. Ne var ki, ele geçirilecek güç ve iktidar ancak kendi sınırlarıyla orantılı olacağından, pratikte kamu yararına gözükse dahi, evrensel anlamda kendi adı ve gücüyle sınırlı kalmaya mahkum olacaktır. Meselenin en yalın ve faydacılık mantığı bunu gerektirirken, diğer yandan ister birey ister kurum olarak sorumlu olduğumuz daha geniş bir kamusal alan bulunmaktadır. Bu alan, bireysel ilişkilerimizden toplumsal ilişkilere, bir ülkede var olmamızı, yaşayabilmemizi sağlayan “devlet”e ve oradan da “barış içerisinde bir arada” yaşayabileceğimiz bir dünyanın kurulmasında ve muhafaza edilmesinde evrensel ve beşeri sorumluluk ve vazife alanıdır. Sorumluluk ise, çalışmayı, her yerde ve her alanda görevi yerine getirmeyi gerekli kılmaktadır. Şirket Grubu olarak sorumluluğumuzun sınırları salt kişisel bir servet ve güç sahibi olmak değil, içinde yaşadığımız topluma yarardan, ülkemizin ve devletimizin güçlü olması idealiyle gerçeği yakalama çabasıyla orantılıdır.
Nitekim güçlü devletlerin halkının refah seviyesinin yüksek olmasının, uluslar arası sosyo-ekonomik ilişkilerde edilgen değil ettirgen olmasına bağlı olduğunu tarih bize göstermiştir. Günümüzün moda deyimiyle “küreselleşme”ye bağlı olarak gelişen yabancı yatırımcı yahut çokuluslu sermaye, vatansızlığın ve devletsizliğin doğası gereği bugün buradayken yarın bir başka yere pekala gidebilir. Konuya art niyetsiz bakmaksızın olabilecek yegane olgunun böyle olması, küresel sermayenin doğası gereğidir. Bu noktada bir milleti, bir toplumu ayakta tutabilecek en önemli güç odaklarından biri “milli (yerli) sermaye ve kuruluşlar”dır. Çakıroğlu Grup olarak bizler, sömürgeci olmayan yabancı sermayeye karşı değiliz. Bize göre, yeni teknolojiyi getiren, istihdama katkı sağlayan yabancı sermaye ekonomik kalkınma için faydalı olabilir. Devletin ekonomik hayattan giderek çekilmesi, Türk özel sektörünün sermaye birikiminin büyük yatırımlar için yetersiz kalması bazı sahalarda yabancı sermayeyi zaruri kılmaktadır. Küreselleşmenin tek taraflı değil, karşılıklılık esasına göre gelişmesi de mahsurlu kabul edilemez. Yabancı sermayenin ülkemizin milli menfaatlerinin aleyhine kullanılmasına izin veren zihniyetle her yabancıyı düşman görenleri, Türkiye’nin içine kapalı, çağdaş gelişmelerden habersiz grupları olarak kabul ediyoruz. Türk insanı dünyaya açılığı gibi, Türkiye’nin kapıları da sadece ticaret için gelen yabancıya açık olmalıdır.
Bu sebeple biz diyoruz ki;
Şirketler Grubu olarak, her zaman öncü olmayı hedeflemiş olmamıza rağmen mesaimizi, projelerimizin doğruluğuna, çalışanlarımızın uzmanlığına ve yerli sermayemizin gücüne güvenerek organize ettik.
Memleketimizde neredeyse kronikleşen ekonomik krizlere rağmen yatırımlara devam ederken ülkemize ve insanımıza güvendik. Yukarıda belirtmiş olduğumuz üzere ticareti salt kişisel bir maddi kazanç ve güç olarak değil, gerçekleştirdiğimiz her işte, giriştiğimiz her teşebbüste ülkemiz ekonomisinin bağımsızlığını, barışın tesisine katkıyı, kültürel hayatın gelişmesini daima öncelik olarak gördük.
Yaptığımız ve yapacağımız işlerin temelinde, kendimizin ve çalışanlarımızın ilke edindiğimiz gelenek ve değerler manzumesiyle, çağdaş, teknik ve gelişmelerden kopmadan, ülkemiz çıkarlarını her şeyin üstünde tutma ideali yatmaktadır. Bu ideal, milli kurtuluş savaşının ardından, memleketin bütün sathını içeren bağımsız ve milli bir hayat tarzını, iktisat ve ticareti, eğitim ve kültürel siyaset ve tarihi öngören Atatürk’ün yoludur. Atalarımızdan miras kalan bu devlet ve ülkenin maddi olduğu kadar, kütür ve irfan sahasında da çağlar ötesine taşınması sorumluluğumuzun en birinci görevidir.
Daha başlangıçta “her şeyden önce vatan” inancıyla çıktığımız bu yolda, bütün çalışma arkadaşlarımız ve şirketimizle iş yapan değerli müşterilerimizle bu anlayış doğrultusunda el ele, gönül gönüle çalışmaya devam etme azmi içindeyiz.
|